İ harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

Atanur tarafından tarihinde yayınlandı

İ harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

İ harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları, atasözleri ve anlamları, açıklamaları, TDK atasözleri sözlüğü kısa anlamları.


İ harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

İbadet de gizli, kabahat de. : Yapılan iyilikler göstermelik olmamalı, işlenen suçlar, ayıplar açığa vurulmamalıdır.

İç güveyisi iç ağrısı. : İç güveyisi misafir gibidir, evdekiler sürekli olarak onu ağırlamaya çalışır ve bu durumdan da rahatsız olurlar.

İçi beni yakar, dışı eli (seni) yakar. : Dış görünüşü ile başkalarının hoşuna giden bir şeyin veya durumun gerçekte kötü yönleri olabilir.

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır. : Başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir.

İhtiyarın düşkünü, beyaz giyer kış günü. : Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.

İki arslan bir posta sığmaz. : Bir ülkede iki baş egemen olamaz.

İki at bir kazığa bağlanmaz. : Ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.

İki baş bir kazanda kaynamaz. : Ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.

İki cambaz bir ipte oynamaz. : Kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz.

İki çıplak bir hamama yakışır. : İki yoksul kimsenin birbiriyle evlenmesi uygundur.

İki deliye bir uslu koymuşlar. : Birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir.

İki dinle bir söyle. : Çok konuşmak doğru değildir.

İki el bir baş içindir. : Ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir.

İki emini bir yemin aralar. : Birbirinin doğruluğuna güvenerek birlikte iş yapmakta olan iki kişiden biri, hile yapmadığına arkadaşını inandırmak için yemin ediyorsa artık güven bozulmuş demektir, ayrılmaları gerekir.

İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. : Birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir.

İki kaptan bir gemiyi batırır. : Bir işi iki kişi yürütemez.

İki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış. : İki kardeş arasındaki anlaşmazlık geçicidir, bu durumu gerçek ve sürekli sanmak saflıktır.

İki karılı evde toz diz boyu olur. : Bir işi iki kişi yürütemez.

İki kişi dinden olursa bir kişi candan olur. : İki kişi yalan yere yemin edip dinden çıkarak bir kimsenin cinayet işlediğine tanıklık ederlerse o kimse asılır.

İki kulak bir dil için. : Çok dinleyip az söylemeli.

İki ölç, bir biç. : Bir iş yaparken ayrıntıları ve sonuçları iyice düşünülmelidir.

İki serçeden börek olur. : İnsanların birbirlerine her zaman gereksinimleri olur.

İki testi tokuşunca biri elbet kırılır. : Kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar.

İki tımar bir yem yerine geçer. : Atı sık sık tımar etmek, onu yemle beslemek kadar önemlidir.

İkisini bir kazana koysalar kaynamazlar. : Aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz.

İlk vuran okçudur. : Amaca başkalarından önce ulaşan, işinin ehlidir ve kazançlı çıkar.

İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz. : Bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur.

İmam osurursa, cemaat sıçar. : Yöneticilerin kötü bir iş yapmaları, onların buyruğundakilerin daha kötü bir iş yapmalarına yol açar.

İmece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu. : Zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu.

İncir babadan, zeytin dededen. : Bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.

İneğin sarısı, toprağın karası. : Çiftçiler arasında ineğin sarı, toprağın kara renkli olanı beğenilir.

İnek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer. : Yorucu olmayan işlerde kendisinden yararlanılamayan kişi, ağır işlere koşulur.

İnsan (adam) kıymetini insan (adam) bilir. : Bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.

İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar. : Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir.

İnsan beşer, kuldur şaşar. : Kişinin zaman zaman şaşırmasını, yanılmasını hoş görmek gerekir.

İnsan çeşit çeşit, yer damar damar. : Toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler.

İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde. : İnsan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir.

İnsan gönlünün artığını söyler. : İnsanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar.

İnsan göre göre, hayvan süre süre (alışır). : İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.

İnsan insanın şeytanıdır. : Uygunsuz arkadaş, insanı doğru yoldan saptırır, kötülüğe sürükler.

İnsan kendini beğenmezse çatlar (ölür). : Herkes kendini beğenir bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur.

İnsan kıymetini insan bilir. : Bir kimsenin ne kadar değerli olduğunu ancak o kimsenin değerini ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar.

İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa. : İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.

İnsan sözünden (ikrarından), hayvan yularından tutulur. : Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.

İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur. : Kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez.

İnsan yükü (eti) ağırdır. : 1) hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır 2) yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür.

İnsanın (adamın) alacası içinde, hayvanın alacası dışındadır. : Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.

İnsanın adı çıkacağına canı çıksın. : İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.

İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez tatlı dilinden başka nesi var. : İnsan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir.

İnsanın kötüsü (fenası) olmaz meğer ki parası olmaya. : Toplum içinde herkesin bir değeri vardır ancak züğürtlere değer verilmez.

İnsanlık sen de kalsın. : 1) karşı taraf iyilik bilmese de sen yine iyilik et 2) bu işi nasıl olsa sana yaptıracaklar, bari kendiliğinden yap da onurunu koru.

İnsanoğlu çiğ süt emmiş. : İnsanlardan tam bir doğruluk beklenmez.

İp inceldiği yerden kopar. : Bir durum, en çürük yerinden patlak verir.

İp kırıldığı (koptuğu) yerden ulanır (bağlanır). : 1) iki kişi arasındaki kırgınlığın giderilmesi için kırgınlık sebebinin giderilmesi gerekir 2) bozulan bir iş nerede kalmışsa düzeltilmesine oradan başlanır.

İp koptuğu yerden bağlanır. : İki kişi arasındaki kırgınlığın giderilebilmesi için kırgınlık nedeninin ortadan kaldırılması gerekir.

İsayı küstürdü, Muhammedi memnun edemedi. : İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi.

İsin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar. : Kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer.

İslim arkadan gelsin. : Önce istenilen iş yapılsın, gereken şartlar sonradan yerine getirilsin.

İsmi lazım değil. : Adının anılması gerekmiyor.

İstediğini söyleyen istemediğini işitir. : Bir kimseye hakaret etmek, ağır sözler söylemek doğru değildir, o da ağır sözlerle karşılık verir.

İstemem diyenden korkmalı. : Bir şeyi istemem diyen, fırsat bulduğunda o şeyi elde etmek için aşırı hırs gösterir.

İstenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş. : İstenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar.

İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara. : Birinden bir şey isteyen utanır ancak isteği yerine getirmeyen daha çok utanmalıdır.

İstim arkadan gelsin. : Önce istenilen iş yapılsın, gereken şartlar sonradan yerine getirilsin.

İş amana binince kavga uzamaz. : Kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer.

İş anlatılıncaya kadar baş elden gider. : Kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur.

İş bilenin kılıç kuşanın. : Her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır.

İş insanın aynasıdır. : Bir kimsenin nasıl bir kişi olduğu yaptığı işlerden anlaşılır.

İş olacağına varır. : Bir soruna aldırmamayı, ne yapılırsa yapılsın yine aynı sonuca ulaşılacağını anlatan bir söz.

İşemekle deniz pis olmaz. : Doğruluğuna, dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri çamurla kirletilemez.

İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol. : Tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir.

İşine hor bakan boynuna torba takar. : İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.

İşini kış tut da yaz çıkarsa bahtına. : Başladığın bir işte her zaman güçlüklerle karşılaşacağını varsay ki sonunda hayal kırıklığına uğramayasın, iyi sonuçlar aldığında sevinesin.

İşkilli büzük dingilder. : Gizli bir ayıbı olanlar herhangi bir sözden alınarak kendilerini ele verirler.

İşleyen demir pas tutmaz (ışıldar). : Tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar.

İştah dişin dibindedir. : Bir şey yemeyi istemeyen kimse, yiyecekten bir parça tattığında iştahının açıldığını görür.

İşten artmaz, dişten artar. : Biriktirme, çok çalışmakla kazanıp yemekle değil, kazandıklarımızın bir kısmını bir kenara ayırmakla olur.

İt ağzını kemik tutar. : Aşağılık bir kimsenin ağzını kapamak için ona bir çıkar sağlamak yeter.

İt değmekle (işemekle) deniz pis olmaz. : Doğruluğuna, dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri çamurla kirletilemez.

İt derisinden post olmaz. : Aşağılık kimse veya şey, yüce ve temiz bir amaca hizmet edemez.

İt ite (buyurur), it de kuyruğuna. : İşi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar.

İt iti ısırmaz. : Aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerine zarar vermezler, birbirlerini korurlar.

İt iti suvatta bulur. : Aşağılık kişiler birbirlerini kendi gibilerinin toplandığı yerde bulurlar.

İt itin ayağına (kuyruğuna) basmaz. : Başkasına kötülük etmek konusunda aynı şeyi düşünenler birbirlerini incitmezler.

İt itle gezer. : Kötü biri ancak kendisi gibi kötü olan birisiyle arkadaş olur.

İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış. : Başkasının korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne inanır.

İt sürü, para kazan. : Ekmek parası kazanmak için it sürümek gibi bir iş tutmak bile ayıp değildir.

İt ulur, birbirini bulur. : Aşağılık bir kimse bir konu üzerinde sesini yükselttiğinde aynı amacı güdenler onun etrafında toplanırlar.

İt ürür, kervan yürür. : Gerçekleşmesi doğal olan işler engellenemez.

İti (köpeği) öldürene sürütürler. : Çığırından çıkmış olan bir işin düzeltilmesi, bu işe yol açan kimseye düşer.

İti an, taşı eline al (çomağı hazırla). : Saldırgan biriyle karşılaşmas olasılığı bulunan kimse kavgaya hazır olmalıdır.

İtin (köpeğin) duası kabul (makbul) olsa (-ydı) gökten kemik yağar (-dı). : Aşağılık kişinin istediği olsaydı dünya, yalnız kendisinin işine yarayan, başkalarını rahatsız eden şeylerle dolardı.

İtin ahmağı baklavadan pay umar. : Aptal kişi, eline geçme olasılığı bulunmayan bir nimeti bekler.

İtin ölümü gelirse cami duvarına işer. : Herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.

İtle çuvala girilmez. : Edepsiz ve saldırgan bir kimse ile bir konu üzerinde tartışmak ve kavgaya tutuşmak doğru değildir.

İtle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir. : Edepsiz kimse ile uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.

İtle yatan bitle kalkar. : Değersiz, kötü kimselerle ilişki kuranlar kötü huylar edinirler.

İven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz. : Acele eden kız eşini iyi seçemeyeceği için mutlu olamaz.

İyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder. : Babaya ün kazandıran da el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır.

İyi gitmeyince kişinin işi, muhallebi yerken kırılır dişi. : İnsanın işi bir kez ters gitmeye görsün, en sıradan işlerinde bile tersliklerle karşılaşır.

İyi insan sözünün üstüne gelir. : Yokluğunda kendisinden söz edilen kimse, konuşmanın üzerine gelirse o iyi insandır, denilir.

İyi iş altı ayda çıkar. : Doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister.

İyi nasihat verilir, iyi ad verilemez. : Bir kimse başkalarına iyi öğüt verebilir ama ün veremez, kişi ünü ancak kendisi kazanabilir.

İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelir. : Tanrı kötü bir durumun iyiliğe dönmesini dilemişse bunu yapacak kimse işin üstüne gelir.

İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı. : İyiliğe karşı iyiliği herkes yapabilir, önemli olan kötülüğe karşı iyilik yapabilmektir.

İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı. : Nasıl öküz, ömrü boyunca hizmet ederek sahibine kazanç sağladığı hâlde ihtiyarlayınca sahibi tarafından kesiliyorsa bu dünyada her zaman iyiliğe karşı iyilik görülmez.

İyiliğe nereye gidiyorsun demişler, kötülüğe demiş. : Birçok iyiliğin karşısında kötülük vardır.

İyilik eden iyilik bulur. : İyilik eden kimseye zamanı geldiğinde başkaları da iyilik ederler.

İyilik et denize at, balık bilmezse halik bilir. : Karşılık beklemeden iyilik yap.

İyilik et kele, övünsün ele. : Bir kişinin beğenilmeyen yönlerini düzelt, onu herkesin övüneceği duruma getir.

İyilik iki baştan olur. : Birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez.

Türk Atasözleri / Atasözleri ve Anlamları / İ harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir