H harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

Atanur tarafından tarihinde yayınlandı

H harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

H harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları, atasözleri ve anlamları, açıklamaları, TDK atasözleri sözlüğü kısa anlamları.


H harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

Hacı hacı olmaz gitmekle mekkeye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye. : Bir işi görünüşte ve biçimsel olarak yapmakla o iş gerçekten yapılmış ve sonuç elde edilmiş olmaz.

Hacı hacıyı mekkede, derviş dervişi tekkede bulur. : Hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir.

Haddini bilmeyene bildirirler. : Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir.

Hak deyince akan sular durur. : Bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.

Hak söz ağıdan acıdır. : Eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir.

Hak yerde kalmaz. : Emeğin karşılığı daima ödenir.

Hak yerini bulur (yerde kalmaz). : Haksızlık er geç ortaya çıkar.

Haklı söz, haksızı bağdattan çevirir. : Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.

Hâl hâlin yoldaşıdır. : Aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar.

Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun. : Her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır.

Halka verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı. : Kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.

Hamala semeri yük olmaz. : İnsana kendi işi ağır gelmez.

Hamama giren terler. : Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.

Hancı sarhoş yolcu sarhoş. : Kimin ne yaptığı ne ettiği belli değil.

Hangi akla hizmet ediyor?. : Ne gibi bir düşünce ile böylesine olmayacak, mantıksız bir iş yapıyor?

Hangi dağda kurt öldü?. : Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.

Hangi gün vardır akşam olmadık. : Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.

Hangi rüzgâr attı?. : Bir yere uzun süre uğramamışken beklenmedik bir zamanda gelenlere sitem yollu söylenen bir söz.

Hangi taş pekse (katıysa), başını ona vur. : Kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme.

Hangi taşı kaldırsan, altından çıkar. : 1) her işten anlar veya anladığı iddiasında bulunur 2) her işe karışır.

Hanım kırarsa kaza, halayık kırarsa ceza. : Buyurucu durumunda olanların yaptığı yanlışlık hoş görülür, buyruk altındakilerin yaptığı yanlışlık suç sayılır.

Haramın temeli olmaz. : Haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider.

Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar. : Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.

Harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş. : Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.

Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz. : Çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir.

Harman dövmek keçinin işi değil. : Önemli işler herkese yaptırılmaz.

Harman sonu dervişlerindir. : Herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır.

Harman yel ile, düğün el ile. : Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.

Harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz. : Uygunsuz davranışlarından dolayı cezalandırılanlar uzun süre aynı davranışı göstermezler.

Hasta ol benim için, öleyim senin için. : Kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur.

Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez. : İnsanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.

Hastalık kantarla girer, miskalle çıkar. : Hastalık birden ve çok zorlu gelir ama yavaş yavaş iyileşir.

Hastalık sağlık bizim için. : İnsan sağ, esen olabildiği gibi hasta da olabilir.

Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir. : Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.

Hastaya döşek sorulmaz. : Bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.

Hatasız kul olmaz. : İnsan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır.

Haydan gelen huya gider. : Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

Hayır dile komşuna, hayır gele başına. : Sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı. : Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.

Hayvan koklaşa koklaşa, insan konuşa konuşa. : İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.

Hayvan koklaşa koklaşa, insan söyleşe söyleşe. : İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.

Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur. : Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.

Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde. : Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.

Hazıra dağlar dayanmaz. : Sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir.

Hekimden sorma, çekenden sor. : Bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir.

Hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma. : Sağlığın güvencesi hekim, toplumun güvencesi hâkimdir, bu iki güvencenin bulunmadığı yerde yaşamak zordur.

Helalzade barıştırır, haramzade karıştırır. : Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.

Hem kaçar hem davul çalar. : İşi yapmaktan çekindiği hâlde yine de yapar.

Her ağacın meyvesi olmaz. : Dıştan başarılı, üretken gibi görülen herkes gerçekte öyle olmayabilir.

Her ağaç kökünden kurur (çürür). : Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.

Her ağaçtan kaşık olmaz. : Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.

Her çiçek koklanmaz. : Her güzelle ilişki kurmak doğru değildir.

Her çok azdan olur. : Çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir.

Her dağın derdi kendine göre. : Herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.

Her damardan kan alınmaz. : Herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan. : Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.

Her düşüş, bir öğreniş. : Kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır.

Her firavunun bir musası çıkar. : İnsanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.

Her gönülde bir arslan yatar. : Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.

Her gün baklava börek yense bıkılır. : Hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir.

Her gün bir olmaz. : Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.

Her gün papaz pilav yemez. : 1) bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın 2) insan zaman zaman değişiklik ister 3) her zaman aynı fırsat ele geçmez.

Her güzelin bir kusuru vardır. : Her iyi şeyin hoşa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir tarafı vardır.

Her horoz kendi çöplüğünde öter. : Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.

Her işin (şeyin) başı sağlık. : İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.

Her işte bir hayır vardır. : Kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır.

Her kaşığın kısmeti bir olmaz. : Herkesin talihi, kazancı bir değildir.

Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var. : Malı, mülkü veya evladı olanlar kaygı ve tasadan uzak olamazlar.

Her koyun kendi bacağından asılır. : Herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.

Her kuşun eti yenmez. : Herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar.

Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur. : Herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur.

Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter. : Her şey zamanında yapılmalıdır.

Her şeyin yenisi, dostun eskisi. : Dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır.

Her şeyin yokluğu yokluktur. : İnsana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder.

Her taş baş yarmaz. : Korkulan her şey tehlikeli değildir.

Her taşın altına elini sokma, ya yılan çıkar, ya çıyan. : Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.

Her yerde okka dört yüz dirhem. : Konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. : Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.

Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar. : Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.

Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır. : Hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir.

Her zaman eşek ölmez, on köfte on paraya olmaz. : İstenilen şeyi kolayca elde etme imkânı ortaya çıkınca fırsat kaçırılmamalıdır.

Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez. : Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.

Her ziyan bir öğüttür. : Kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır.

Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış. : İnsanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler.

Herkes bildiğini okur. : Başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.

Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz. : Herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez.

Herkes ektiğini biçer. : Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Herkes evinde ağadır. : Herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır.

Herkes gider mersine, biz gideriz tersine. : Bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.

Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (doğru) getiremez. : Herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz.

Herkes kendi ayıbını bilmez. : İnsan kendi kusurunu göremez, bilemez.

Herkes kendi ölüsü için ağlar. : Hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır.

Herkes ne ederse kendine eder. : Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Herkes sakız çiğner ama, çingene kızı tadını çıkarır. : Severek yapılan iş, insanı mutlu eder.

Herkesin ağzı torba değil ki büzesin. : Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.

Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz. : Herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.

Herkesin arşınına göre bez vermezler. : Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.

Herkesin bir derdi var, değirmencininki su. : Herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez.

Herkesin ettiği yoluna gelir. : Bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır.

Herkesin geçtiği köprüden sen de geç. : Herkesin tuttuğu yoldan sen de git.

Herkesin gönlünde bir aslan yatar. : Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.

Herkesin hamuru ekmeğine göredir. : Bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır.

Herkesin tenceresi kapalı kaynar. : Bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez.

Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz. : Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.

Hesabı pak olanın, yüzü ak olur. : Doğruluktan şaşmayan, yasa dışı yollara sapmayanı kimse karalamayız.

Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat. : Hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder.

Hırsıza beyler de borçlu. : Zor kullanan kişilerin istediğini en güçlü kimseler bile verirler.

Hırsıza kilit olmaz. : Kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır.

Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten. : Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz, nitekim kadının namusunu satmış sayılması için bir öpücük vermiş olması yeter.

Hısım hısımının ne öldüğünü ister, ne onduğunu. : Kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır.

Hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur. : Çok ucuza alınan mal, çürük, işe yaramaz çıkar.

Hızlı sağanak tez geçer. : Büyük bir hızla başlayan şeyler az sürer.

Hiç yoktan iyidir. : Elde bulunanla yetinmek gerekir.

Hikmetinden sual olunmaz. : 1) sonucunun sebebi sorulmaz, araştırılmaz 2) allahın yaratıcı gücü karşısında sebep aranmaz.

Hile ile iş gören mihnet ile can verir. : İşlerine hile karıştırıp başkalarını aldatan kişi son nefesini azap içinde verir.

Hocanın dediğini yap (söylediğini dinle), yaptığını yapma. : Öğreten kimseler doğruyu bilirler ama çoğu zaman bunu kendileri yapmazlar.

Horoz evlenir, tavuk tellenir. : Gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır. : Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur. : Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır.

Huy canın altındadır. : İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

Huylu huyundan teneşirde vazgeçer. : İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

Huylu huyundan vazgeçmez. : Bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.

Türk Atasözleri / Atasözleri ve Anlamları / H harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir